A.Karadöller bu sergisinde bir söylene göre yaşamın üç temel elementi olan hava,su ve topraktan ‘’su’’ ya yönelmiş. Su özelinde ‘deniz’ kendine çağırmış Aydın’ı. Yine bir söylene göre yaşamın ilk başladığı yere. Ama toplumsalın içinden seslenmiş ona. Deniz fenerleri, rüzgar santralları vb. İnsan ve doğa iç içe ; sarmaş dolaş olmuş görüntülerinde. Birbirlerini yabancılamadan, birbirine üstünlük taslamadan.
Günümüzde, küreselleşen (?) dünyamızda , sanal alemlerin içine gömülüp,nesnel gerçeklikle neredeyse her tür ilişkimizin donduğu bir dönemde bu tür söylemleri çok önemli buluyorum. Belki bu tür söylemler biz yaşayan,soluk aldığını düşünen insanlara nasıl bir yaşam biçimi sürdüğümüzü yeniden sorgulatabilir. Sanal dünyaların matrix lerinden biraz uzaklaşırsak pek bir şey kaybetmiş olmayız. Aksine bu tür görsel söylemler bize yaşantılarımızı her anlamda zenginleştirebilecek yeni algı kapıları açabilir. Nesnel dünyaya yeniden beş duyumuzla dokunmamıza,iletişim kurmamıza neden olabilir. İnsanca pek insanca yaşamanın ayrıcalığını,zenginliğini yeniden anımsayabiliriz. Hatta anımsamakla kalmayarak belki sanal dünyalardan zaman zaman da olsa uzaklaşmak ihtiyacını duyabiliriz. Belki ,gerçekten birbirimize dokunabiliriz…Sanal ilişkilerin yerine gerçek ilşkiler yaşayabiliriz.
Ben, sanatsal söylemlerin bizleri akıl düzleminde de bir sorgulamanın içine çekerek verdiği hazzı çok insanca buluyorum… A.K döllerin fotoğrafik görüntüleri de bize bu olanağı sağlayacak. Unutmayalım ki yaşantımıza farklı algı kapılarına en azından aralayarak bakabilmek bizi bir insan olarak her anlamda çok daha zenginleştirecek , ötekini daha sağlıklı anlamamıza yardımcı olacaktır…
Orhan ALPTÜRK
07/07/09 |