Oğlumun Düğününü Ben Çekmedim
Kırk yılı aşkındır fotoğraf çekiyorum. Oğlum evlenirken düğününü çekmedim. Kızım evlenirken de çekmedim; asistanlarıma da çektirmedim. Gidip bir düğün fotoğrafçısıyla anlaştım ve ciddi para ödedim. Kendimiz yapsak bedavaydı.
Neden mi?
Çünkü ürün fotoğrafçısı ürün çeker, düğün fotoğrafçısı düğün. Ve düğün müthiş zor bir iştir. Gelin ve damat ön plandadır ama iş onlarla bitmez: kayınvalide vardır, kardeşler vardır, ikinci ve üçüncü dereceden önemli kişiler vardır. Salona girdiğin anda tüm bu hiyerarşiyi yakalayacak ve düğünü ona göre çekeceksin. Kimin karede olması gerektiğini, hangi anın bir daha gelmeyeceğini, kimin gönlünün kalacağını saniyeler içinde bileceksin. Ve şunu taşıyacaksın: o insanlar yirmi yıl sonra düğünlerine baktıklarında, hayatlarının en önemli anlarını senin gözünden görecekler. Kaçırdığın an, yirmi yıl sonra da kaçmış olacak.
Aynı adam ürün çekemez mi? Çeker tabii; teknik olarak tüm bilgiye sahiptir. Işığı bilir, kamerayı bilir, ben ne biliyorsam onu da bilir. Ama onun kodları düğüne ayarlıdır, ürüne değil. Benim kodlarım ise ürüne odaklıdır. Bu yüzden çocuklarımın düğününde elimi kameraya sürmedim; en pahalı fotoğrafçı, kodları o işe ayarlı olmayan fotoğrafçıdır ve o gün bedavası bile pahalıydı.
"Kod" dediğim şey teknik bilgi değil. Teknik bilgi öğrenilir, kitabı vardır. Kod, neyin önemli olduğunu düşünmeden bilmektir. Düğüncünün gözü salona girer girmez kayınvalideyi bulur; benim gözüm bir ürüne bakar bakmaz alıcının soracağı soruyu bulur. Bu serideki hikâyelerin hepsi aslında kod hikâyesiydi: satmayan iki rengin çekim sırasını fotoğrafa bakmadan bilmek, süpürgenin yerde yaşadığını görmek, oturmayan elbisenin sebebini kumaşta aramamak. Bunların hiçbiri diyafram bilgisi değildir; kırk yılın ürüne ayarladığı reflekstir.
Şimdi e-ticaret yöneticisine dönüyorum, çünkü bu hikâyenin size bakan yüzü sert: "fotoğraf çeken" herkes ürün fotoğrafçısı değildir. Düğün fotoğrafçısına, tanıdığın yetenekli gence, eli kamera tutan yeğene katalog çektiren marka para tasarrufu yapmıyor; kod uyumsuzluğu satın alıyor. Kareler teknik olarak kusursuz gelir, ışık doğru, netlik yerinde; ama alıcının sorusu cevapsız, ürünün yaşadığı yer yanlış, karedeki duygu boş. Sonra sitedeki rakama bakılır ve suç ürüne atılır. Tersi de geçerlidir ve ben tersini kendi hayatımda uyguladım: bana dünyanın parasını verseniz düğününüzü çekmem. Çekemem demiyorum; çekmem. Yirmi yıl sonra bakacağınız kareyi, kodları ürüne ayarlı bir adama emanet etmeyin.
Sizin ürünlerinizi çeken kişinin kodları neye ayarlı? Portfolyosuna bakarken tekniğe değil buna bakın: ürün mü çekmiş, yoksa güzel fotoğraflar mı?
Bir sonraki yazıda alıcıyı ürünün içine oturtacağım: bir otomobilin iç mekânını nereden çekersiniz ve müşterimin unutamadığım gülüşünün hikâyesi.