Geçmiş Projeler · Reklam & Kampanya

Reklamcılık Ticaret AŞ: Meslek Hayatımın Gerçek Okulu

Aydın Karadöller

Meslek hayatım boyunca birçok kurumla çalışma fırsatı buldum. Her biri bana farklı deneyimler kazandırdı. Ama içlerinden biri var ki bana yalnızca iş vermedi, meslek kazandırdı. Reklamcılık Ticaret AŞ benim için hiçbir zaman sıradan bir müşteri olmadı. Orası, reklamcılığı öğrendiğim, meslek hayatımın temellerini attığım gerçek okuldu.

Reklam fotoğrafçılığına yeni başladığım yıllardı. Heyecanım vardı ama deneyimim bugünkü kadar değildi. Buna rağmen bana güvenen ve bugünlere gelmemde büyük pay sahibi olan insanlar vardı. Yılmaz Aysan ve Emre Senan, bana reklamcılığı öğreten iki önemli isim oldular. Bir kampanyanın nasıl düşünüldüğünü, nasıl kurgulandığını, bir fikrin nasıl geliştirildiğini ve doğru tasarımla nasıl hayata geçirildiğini onlardan öğrendim. Alican Turalı, müşteri ilişkilerinde güvenin ve doğru iletişimin önemini; Haşim Durusel, finansal disiplini ve kurumsal yönetim anlayışını öğretti. Bugün rahmetle andığım Celil Oker ise bana yalnızca metin yazmayı değil, bir kampanya fikrinin nasıl doğduğunu, nasıl geliştirildiğini ve güçlü bir hikâyeye nasıl dönüştüğünü öğreten en önemli isimlerden biri oldu.

Başlangıçta bana emanet edilen işler yalnızca ürün fotoğraflarıydı. Ancak zaman içinde bana duyulan güven arttıkça sorumluluklarım da büyüdü. Artık yalnızca fotoğraf çeken biri değil, kampanyaların farklı aşamalarında fikir üreten, uygulayan ve sorumluluk alan ekibin bir parçası olmuştum.

Avon: Sahne Arkasında Üç Kamera

Hiç unutamadığım çalışmalardan biri Avon için hazırladığımız organizasyonlardı. Avon her yıl satıcıları için büyük ödül törenleri düzenliyordu. O törende gösterilecek tanıtım filmlerinin hazırlanması bana emanet edildi. Elimizde çoğu zaman yalnızca basılı ürün broşürleri vardı. Ürünleri yeniden fotoğraflıyor, hareketlendiriyor, ses ve müzikle birleştirerek altı-sekiz dakikalık tanıtım filmleri hazırlıyorduk.

İş yalnızca filmin hazırlanmasıyla bitmiyordu. Ödül törenlerinde üç kameralı kapalı devre canlı yayın sistemini de yönetiyordum. Bugün birkaç bilgisayar ve yazılımla kolayca yapılabilen bu işler, o yıllarda metrelerce kablo, görüntü seçici masalar ve kulaklıklarla kameramanları yönlendiren bir rejiyi gerektiriyordu. Sahnedeki konuşmacıyı, salondaki konukları ve ekrandaki görüntü akışını aynı anda yönetmek zorundaydık. O günlerde yaşadığım bu deneyim, organizasyon yönetiminin reklamın ayrılmaz bir parçası olduğunu bana öğretti.

Sedat Kent: Bir Markanın Görsel Dili

Bir başka önemli çalışma ise Sedat Kent kampanyalarıydı. İlk lansman farklı bir fotoğrafçıyla hazırlanmıştı. Daha sonra Yılmaz Aysan'ın desteğiyle kampanyanın bütün görsel çalışmalarını bana emanet ettiler. Yanlış hatırlamıyorsam beş ayrı kampanyayı birlikte hazırladık. Bir markanın yıllar boyunca aynı görsel dili koruması gerektiğini ilk kez bu çalışmalarda yaşayarak öğrendim.

Koçbank – Galatasaray: Bir Şehrin İçinde Operasyon

Unutamadığım projelerden biri de Koçbank–Galatasaray Kredi Kartı lansmanıydı. O günlerde ajansın müşteri temsilcisi rahatsızlanınca Alican Turalı bana dönerek, "Bu işi sen takip eder misin?" dedi. Böylece kampanyanın outdoor organizasyonunun sorumluluğu bana geçti. Stadyumun dışında büyük bir çadır kurduk. İçeride Galatasaray marşları çalıyor, taraftarlara çay ve sandviç ikram ediliyor, stadyumun içine onlarca kiosk yerleştirilerek kredi kartı başvuruları alınıyordu. Maç başlamadan önce kale arkalarına dev kampanya brandaları geriliyor, futbolcular sahaya kampanya pankartlarıyla çıkıyor, on binlerce Galatasaray şapkası taraftarlara dağıtılıyordu. Yaklaşık beş-altı kişilik ekiple bu organizasyonu içeriden yönetmek benim için reklamın yalnızca tasarım değil, aynı zamanda büyük bir operasyon olduğunu gösteren en önemli deneyimlerden biri oldu.

Commercial Union Sigorta: İngilizce Set

Yine o yıllarda Commercial Union Sigorta için hazırlanan tanıtım filminde görev aldım. Filmde Hüsnü Özyeğin yer alıyordu ve çekimler İngilizce gerçekleştiriliyordu. İngilizcem yeterli olmadığı için zaman zaman zorlandığım anlar oldu. Ancak Yılmaz Aysan'ın desteğiyle filmi başarıyla tamamladık. Bugün dönüp baktığımda, o gün yaşadığım her zorluğun beni mesleki olarak biraz daha geliştirdiğini görüyorum.

Öğrendiklerim

Reklamcılık Ticaret AŞ bana yalnızca reklam fotoğrafçılığını öğretmedi. Bir kampanyanın nasıl doğduğunu, müşteri sunumlarının nasıl hazırlandığını, sanat yönetmeninin, metin yazarının, grafikerin, fotoğrafçının ve müşteri temsilcisinin aynı hedef için nasıl birlikte çalıştığını orada öğrendim. Bir fikrin masada doğup milyonlarca insana ulaşan bir kampanyaya dönüşmesine ilk kez orada tanıklık ettim.

Bugün danışmanlık yaparken kullandığım bakış açısının temelleri de o yıllarda atıldı. Bir markaya yalnızca fotoğraf gözüyle değil, tasarımıyla, metniyle, organizasyonuyla, müşteri ilişkileriyle ve bütün iletişim diliyle bakabiliyorsam bunu büyük ölçüde Reklamcılık Ticaret AŞ'de geçirdiğim yıllara borçluyum.

Başta Yılmaz Aysan, Emre Senan, Alican Turalı, Haşim Durusel ve özlemle andığım Celil Oker olmak üzere, bana güvenen, hata yapmama fırsatı veren, bildiklerini hiçbir karşılık beklemeden paylaşan bütün hocalarıma ve çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.

Reklamcılık Ticaret AŞ benim için bir müşteri değil, meslek hayatımın gerçek okuluydu.

← Danışmanlık