Geçmiş Projeler · Gıda & Ürün Fotoğrafı

Ülker: Büyük Markalar, Büyük Sorumluluklar

Aydın Karadöller

Ülker'in Reklam Müdürü Sedat Sözüdoğru beni aradığında doğrusu oldukça şaşırmıştım. O güne kadar birçok farklı sektörde çalışmış, sayısız marka için fotoğraf ve reklam üretmiştim ama Ülker hiç aklımda olmayan kurumlardan biriydi. Daha sonra öğrendim ki beni öneren kişi, Ülker'e grafik tasarım hizmeti veren değerli dostum Mustafa Odabaşı olmuş.

Görüşmeye giderken çok büyük bir beklentim yoktu. Açıkçası neyle karşılaşacağımı da bilmiyordum. Ülker gibi dev bir kurumun yıllardır birlikte çalıştığı reklam ajansları vardı. O ajansların da kendi fotoğrafçıları. Böyle bir yapının içine girmek kolay değildi. Büyük kampanyaları alma ihtimalimin düşük olduğunu biliyordum.

Görüşme oldukça samimi bir sohbet havasında geçti.

Sedat Bey beklentilerini anlattı. Aslında ihtiyaçları düşündüğümden çok daha farklıydı. Hazırladıkları ilanlar, broşürler ve ambalaj çalışmaları için zaman zaman ürün fotoğraflarına çok hızlı ihtiyaç duyuyorlardı. Ajans üzerinden ilerleyen süreçler bazen zaman kaybettiriyordu. Onlar ise temiz, teknik olarak kusursuz ve çok kısa sürede teslim edilebilecek ürün fotoğrafları istiyorlardı.

Bir fiyat verdim. Küçük bir pazarlığın ardından anlaştık.

Pazartesiye Kadar

Tam kalkıp çıkmak üzereydim ki Sedat Bey odanın köşesindeki ikinci koliyi göstererek gülümsedi. "Araban aşağıdaysa bunlarla başla."

"Tamam." dedim. Kolileri arabaya yükledim.

Çıkarken de, "Bugün çarşamba… Pazartesi öğleden sonra getirirsin." dedi.

İş yerine döndüğümde beni bekleyen manzara, işin düşündüğümden çok daha büyük olduğunu gösteriyordu. Kolilerin içinden yüzden fazla farklı ürün çıktı. Çikolatalar, bisküviler, gofretler… Her üründen üç-dört adet gönderilmişti.

Hiç vakit kaybetmeden hazırlıklara başladık. Aslında iş zor değildi. Doğru sistemi kurduğunuzda ürün fotoğrafı hızlı ilerleyen bir üretim sürecine dönüşüyordu. Hafta sonu da dahil yoğun bir tempoyla çalıştık. Pazartesi öğleden sonra bütün çekimleri eksiksiz teslim ettim.

Böylece uzun yıllar sürecek çalışma da başlamış oldu.

Sonraki dönemde neredeyse her hafta aynı düzen oluştu. Yeni ürünler geliyor, kutuların içinden ürünlerle birlikte küçük notlar çıkıyordu. Hangi ürünlerin çekileceği, hangi açıların istendiği ve özel talepler o notlarda belirtiliyordu. Biz de aynı titizlikle çalışıyor, mümkün olan en kısa sürede teslim ediyorduk.

Kimse Girmek İstemedi

Birkaç ay sonra Sedat Bey yeniden aradı. Bu kez konu fotoğraf değildi.

Bakanlık, ambalajların üzerindeki bilgi alanlarından birinin yeniden düzenlenmesini istemişti. Ürünlerin tamamında aynı değişikliğin yapılması gerekiyordu. Sedat Bey benim fotoğrafın yanında grafik tasarım bölümü de olduğumu biliyordu.

Telefonda yapılması gereken değişikliği anlattı. Sorun, üç-beş santimetrelik bir alana bazen üç, bazen dört, bazen de beş-altı punto büyüklüğünde onlarca satır bilginin okunabilir biçimde yerleştirilmesiydi. Oldukça sabır isteyen bir çalışmaydı.

Sonra bana, "Birçok kişiyle görüştük. Kimse bu işe girmek istemedi. Sen yapabilir misin?" diye sordu.

Önerdiği ücret ilk bakışta cazip görünmüyordu. Yaklaşık bir dergi ilanı tasarımından aldığım ücretin beşte biri kadardı.

Ama ben işe farklı açıdan baktım.

Tek bir ambalaj değildi. Yüzlerce ambalaj vardı. Kısa bir hesap yaptım. İş yaklaşık yirmi-yirmi beş gün sürecekti ama toplam kazancı, normal şartlarda dört-beş ayda kazanacağım gelire yaklaşıyordu.

Hiç düşünmeden kabul ettim.

Bir Aylık Düzen

İki stajyer arkadaşımız ve bir grafikerle birlikte hemen çalışmaya başladık. Yaklaşık bir ay boyunca her gün aynı düzeni kurduk. Gün içinde tamamlanan çalışmalar CD'lere kaydediliyor, saat dört gibi kurye ile Ülker'e gönderiliyordu. Akşam üzeri küçük düzeltmeler faksla geri geliyor, ertesi sabah yeni ambalajlarla birlikte çalışmalar devam ediyordu.

Süreç kısa sürede oturdu.

Sedat Bey Ülker'de görev yaptığı süre boyunca uzun yıllar birlikte çalıştık. Üstelik bu çalışma yalnızca Ülker ile sınırlı da kalmadı. Sedat Bey daha sonra farklı sektörlerden birçok müşteriyi de bize yönlendirdi. Böylece yalnızca başarılı projeler üretmedik; müşteri portföyümüzü de önemli ölçüde genişlettik.

Küçük Gibi Görünen İş

Bu çalışmanın bana öğrettiği en önemli şey şuydu: meslek hayatında küçük iş, büyük iş diye bir ayrım yoktur.

Bazen ilk bakışta önemsiz görünen bir iş, büyük projelerden çok daha fazla değer üretir. Önemli olan işin büyüklüğü değil; problemi doğru analiz etmek, hızlı karar vermek ve güvenilir biçimde sonuçlandırmaktır.

Büyük başarılar bazen büyük projelerle değil, küçük görünen işleri aynı ciddiyetle yaparak kazanılan güvenle gelir. O güven oluştuğunda, gerisi zaten kendiliğinden gelir.

← Danışmanlık